İçeriğe geç →

ÇİĞ TAVUK

Karşılıklı oturmuş konuşuyorlardı. Yıllardır da tanıyorlardı birbirlerini. Birinin aklına makarnaya bu kadar para vermenin manası olup olmadığı takılıyordu, gerçi ne yiyecekti? Diğeriyse salata yiyerek gerçekten zayıflayacağından şüphelenmeye başlamıştı. Konuştular bir vakit. Vakit geçti bir vakit. Biri konuşurken diğeri elindeki bıçağı avcunun içine sıkıca aldı çaktırmadan. Sonra kafedeki onca insanın ortasında elindeki bıçağı köküne kadar arkadaşının eline sapladı. Kırılan kemik sesi, tahta masaya vuran metal, çığlık, hayvan gibi bir bağırtı…

Arkadaşını itmeye çalışırken saplanmış elini masadan kurtaramayıp masa sandalye tepetaklak yere yuvarlandı. Elinin içinde bıçağın kırıldığını farketti. Düşüncesi hızlandı. Gerçekten hızlandı. Düşündü, gerçekten düşündü. Ne yapabilirdi? Ne oluyordu? Canı yandı, gerçekten acıdı. İşte şimdi acı içindeydi. Bütün bedeni acı ve öfkeyle yandı. Sonra müthiş bir ağrıyla ayağa kalktı, arkadaşına tüm içtenliğiyle teşekkür etti. Teşekkür ederken cebinden çıkardığı kalemi bütün gücüyle diğerinin kulağına soktu. Kırılan bir kalem ve bir çığlık işitildi.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>