Skip to content →

ÇALIŞIR DURURSUNUZ

Ekranda koca bir kertenkele görüyoruz önce. Sıcak kayalar üstünde ufka dalmış, dalgaların sesini dinleyip güneşleniyor. Azgın dalgalar taşlara vurup üstüne sıçrayınca soğuk damlalarla irkiliyor. Karada ağır olan hayvan az sonra denize dalıp kıvrılarak ilerliyor soğuk suyun içinde. Kamera ormanın içinde akan bir suya yöneliyor bu kez. Erkek kurbağa dişinin sırtına çıkıyor. Birlikte yüzmeye başlıyorlar derede. Küçük bir şelaleye gelip şelalenin arkasındaki boşluğa geçiyorlar. Manzarayı izliyorlar bir vakit. Sonra berrak derenin içine cumburlop atlayıp salınan yosunların arasında geziyorlar. Erkek hep sırtında dişinin. Rengarenk bir kayalığa çıkıyorlar. Erkek gidip gelmeye başlıyor.

Ağaç dallarında papağanlar gölgeye çekilmiş, karşılıklı ötüp oynuyorlar. ara sıra bir böcek için aşağı süzülüp geri dönüyorlar. Böcek yapraktan yaprağa, özden kokuya uçup geziyor. Dağ keçileri sarp yamaçlarda çiçek toplayıp rüzgarda ovayı süzüyor. Domuzlar bok yerken zevkle homurdanıyor.

Bir de sizler varsınız. Havada asılı kalan kuşa, yuvarlanıp devrilmeyen bardaklara, kilo almayan arkadaşlara, dengeye ve mutluluğun büyüğüne şaşırmış, imrenmek yerine. Evleriniz üst üste, topraktan uzak, gökteki güneşi görmez ama trafiğiniz var. Çalışır durursunuz, çalışır durursunuz. Günde 2-3 saat çalışmak yeter herkese ama zulüm var, sömürü var. Aç kalmamak için, hastalanınca beş kuruşlık ilacı alabilmek için, soğukta donup ölmemek için çalışır durursunuz. Çalışır durursunuz korku ve eziyet içinde. Eziyet kendine. Eziyet selam verdiğin komşuya. Eziyet akvaryuma kapadığın timsaha. Eziyet tavuklara koyuna. Eziyet apartmanda köpeğe kediye. Eziyet insana.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>