Skip to content →

BUGÜN HAL-SİZLİK

mendili almadığım için -ya da yüzüne bakmadan geçtiğimden, bilmiyorum- arkamdan “piç!” diye bağırdı. normal koşullarda ona kızmamam gerekirdi. sabahın köründe bir şey almayacağımı bile bile gelen kapıcıya çatabilirdim mesela. ya da “genç adamsın, burada pinekleyeceğine çalışsana” diyen kahveciye. hattâ bara girerken hala kimlik soran izbanduta sataşabilirdim. ama insanın ne zaman delleneceği belli olmuyor ki. 

döndüm. bir çocuğa vuramam ama silkeleyebilirim. öyle de yaptım. bir şey demeden kolundan tutup ileri-geri salladım. hoşuma da gitti. bu yüzden biraz daha salladım. bir şekilde pişman olduğuna kanaat getirince bıraktım. bırakır bırakmaz kaval kemiğime tekmeyi yapıştırıp kaçtı. biraz uzaklaşıp yine sövdü. artık umursamadım. köprüden karşıya geçerken o kendince tempoyu tutturmuştu; “pii-iç, pii-iç…”.
karşı kıyıdan yürürken bile önüne çıkan insanları durdurup bir şeyler söylüyordu beni gösterip. bu şehirde bir piç olmadığım kalmıştı zaten.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>