İçeriğe geç →

BİSİKLET GEZİNTİSİ

sabahtı, serindi, bozkırdı. toprak buğulu, gözleri çapaklı düştü yola. gittikçe ses sada kalmadı. yalnız bisiklet çarklarının şıkırtısı ve hızlandıkça uğuldayan tekerler. küçük bir dereyle akıp giden daracık bir köy yolunda. yavaştan ısındı gün, bir karga inek bokunu didikledi. karşıdan bir kamyonet sonra bir traktör geldi. direksiyondaki adamı selamladı. asfalt köye varınca bitiyordu, köye girmeden toprak yola çıktı. çimenlik tepede gel git aşınmış kırmızı toprak bir yokuş. ayağa kalkıp yüklendi. sonunda tepenin başına varınca bisikleti bir kenera attı. bir kayanın üstüne oturup sırt çantasındaki termostan şekerli sıcak çay koydu. bir dereye, bir tren yoluna, bir ufalanmış taşlara baktı. gökte bir doğan süzülüp gitti. terli kollarının etrafında ufacık kara sinekler döndü. tenindeki tuzla sinekleri besledi. köyden çıkan bir otomobilin sesi artıp azaldı. sonra sessizlik. hep ait olduğu bir yere varmış hissi. sanki bu uzun kavaklar, sanki dere kenarında dalıp çıkan kurbağalar, önceden tanıdığı yol arkadaşları. bu hali de on dakika sürdü. çayını bitirdi, hafiften arka freni sıkıp bisikleti yokuş aşağı saldı.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>