Skip to content →

YENİ

“bugüne kadar düşündüklerinin bir önemi yok, yaşadıklarının da.”
sanki yanımdaymışcasına sesini duyuyordum hala.

sarı araba, radyosunda bilmediğim şarkılarla, anımsamakta zorlandığım caddeler ve tabelalar arasından, soluk mavi gömlekli sürücüsünün istediği hızda, bir saat öncesine takılmış düşüncelerimle beni bir yere götürüyordu.
“yeni bir hayata başlıyorsun artık, buna alıştır kendini!”

manzarası olduğuna inandırıldığım için bu odayı kiralamıştım, en bayağı pazarlama taktiklerine boyun eğebilecek kadar yorgundum o an. zaten bir gün yalandan ölen birisi olursa cenazesine katılmaktan onur duyacağımdan eminim.

diğer odalarla aramızda duvarlar yoktu sanki. tıpkısının aynısı dekorların içinde kendini diğerlerinden ayrı tutmak için her yol mübahtı, kartvizitler bunun için yaratılmıştı. karınca yuvasından farksızdık aslında, özenle paylaştırılmış rollerini benimsemişti hepsi. benim dışımda herkesin bir amacı vardı, uykuya uzaklığımın ölçüsü yoktu. televizyonu kapatmıştım, uyumak için başkalarının seslerine ihtiyaç duyanlardan değildim. nefeslerini bile duyabiliyordum neredeyse, yemin etsem başım bundan çok ağrımazdı.

onu düşünmeyi istemiyordum, bunu başaramamak dışında başka da bir derdim yoktu.

>> Bülent Ortaçgil / Bozburun / 3’48”

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>