Skip to content →

BABAM

Beni havaya atıp yakaladığını hatırlıyorum. Dalında kıkırdayan bir serçeydim. Ulu bir çınardın. Yenilmezdin sen. Dünyanın en güçlü erkeğiydin. Sen bir tanrıydın. Ne kadar da güçlüydün. Her şeyi biliyordun. Bir gün belki ben de senin kadar güçlü olacaktım. Bütün gün çalışırdın. Yine de akşamları iş dönüşünde dolaşmaya çıkardık. Saatlerce yürürdük. Yürürken masallar anlatırdın hep. Şehir sokakları macera dolardı. Hep sevdim yürümeyi. Uzun yürüyüşlerden keyif alabilmek erdemdir. Sen öğrettin. Karşılıksız aşkı da senden öğrendim ben. Sen anneme aşıktın. Oysa annemin senin gibi bir kaybedene aşık olması mümkün değildi. Zengin ve otoriter bir erkekti annemin beklediği; hep böyle düşünmüşümdür. Sen kötü şiirler yazan, hayalperest ve beş kuruşsuz bir öğretmendin.

İlkokula giderken senin dünyanın en zeki adamı olduğunu düşünüyordum hâlâ, hatırlıyorum. Sonra yavaştan büyün kayboluverdi. Okul müdürünün önünde sonraki yıllarda da dershane sahibinin karşısında nasıl ezildiğini görmüştüm. “Evet efendim. Evet, çok haklısınız”. Ne kadar sinirlendiğimi tahmin edemezsin. Oysa bütün “evet efendim”ler akşam eve getirdiğin kuruyemiş içindi. Birkaç kilo meyve içindi hepsi.

Kayıtsız şartsız güvenirdim sana. Kim ne zaman fısıldamıştı kulağıma sana tutunabileceğimi en korkulu anımda, bilmiyorum. En çok olsa on yıl ömrün kaldı şimdi. Sen bilmiyorsun. Ben de bilmiyorum. Hastalığın hakkında yapılan istatistik böyle. İstatistikler yanılır mı baba? Sen her şeyi bilirsin. “Eninde sonunda ölücez” dersin hep. “Ölümden kaçabilmiş insan yok”. Ölümden korkmadığını bilirim. Senin korkun iyice yaşlanıp çirkinleşmektir. Çirkin bir insan olmaya dayanamazsın sen. Bugüne kadar hiçbir kahvaltıya traş olmadan oturduğunu hatırlamıyorum. Hafta sonları ve yaz tatillerinde bile. Saçların taralı, yüzün tertemiz. Cildinde yaşlılıkla çıkan kahverengi lekeler. Nasıl da dert ettin alışıncaya kadar.

Şimdi yaşlı ve bezgin yüzüne bakınca şefkat ve acıma duyuyorum. Sızılı bir sevgi bu. Büyüyorum. Babamın dünyanın hakimi olmadığını biliyorum. Tersine itilip kakılmış, çaresiz bir adamdın sen. Çocukluğum boyunca hep ek bir iş yaptın. Kahraman masal kahramanı değil, masal anlatıcısıymış. Kahramanlar uçmaz, haftanın yedi günü gözünde ışık sönünceye, yüzünün rengi soluncaya kadar çalışırmış.

Büyüyorum. Artık sağcı olman sevgimi bastıramıyor. Solculuğum sevgimi bastıramıyor. Bir kadını, ülkesini ve mesleğini çok sevmiş bir erkeksin sen. Hiçbirinden karşılık görmesen de. Teşekkür ederim. Bütün bir hayat için. Sıradan bir baba olduğun için. Sıradan bir baba mükemmeldir.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>