İçeriğe geç →

AYDINLANMA SONRASI ÖZNENİN KAYBI-5

// Bu yazı 5 parçadan oluşan Aydınlanma Sonrası Öznenin Kaybı tefrikasının 5. parçasıdır //    

Düşüncemiz dile eşleniktir, belki kendisidir, düşünme eyleminin içsel bir konuşma süreci olduğu kabul edilebilir. Düşünce ya içimizde bir yerde duyulmaktadır kendi kendine, ya yazılır ya okunur, birisi konuşuyordur vs… Ama dile bağlı gelişir. Peki akıl özünde bir dil türevi ise, içsel bir lisan kabul edelim, fiil ve eser olan yerde öznenin olmadığı bir evren tasavvuru nasıl tutarlı olacaktır? Yani ama öyle diye tutturmadığımızı düşünelim. Öznenin kayboluşu aklın işleyişine aykırıdır, önerilen alternatif öznesizlik özneleri birbirinden farklıdır ve hiç biri diğerinde tam olarak işe yaramaz.

Acaba evren bizim aklımızın işleyiş ilkelerine uymak zorunda mıdır? Kuantum fiziği neden sonuç ilişkisinin olmadığını, bunu ortalaması 90 IQ’lu insan türünün uydurduğunu söyler. Kuantum fiziğiyle ilgili bir makale okuyan çoğu insan mitolojik veya dini bir metinle karşı karşıya olduğu hissine kapılabilir. Bildiğimiz anlamda bir nedenselliğe dayanmayan, var olduğu bile tartışmalı, gözlemci bağımsız hiç bir olayın gerçekleşmediği, zamanın ve uzayın kırılıverdiği, ışık hızı dahil hiç bir kural ve sınırın olmadığı bir evren tasviri… Bir yandan hala ışığın uzay boşluğunda nasıl ilerlediğiyle ilgili teori bile üretemiyorken.

Geldik mi lafın başına gene. Skolastik düşüncenin adı üstünde bir düşünce türü olması, aydınlanmanın da düşüncenin başka bir türünden ibaret olması meselesine. Bütün bu akımların aslında evren karşısında güdüklüğü ne kadar açıksa da, bu akımları kuran öznenin insan olduğu sabittir. Konuyu hakikat arayışından sıyırıp, bütün bu akımların iktidarla kurduğu ilişkiye bakmalı bir de. Okumaya alışık olduğumuz şekilde değil ama.

İktidar politik veya ekonomik çağrışımlar yapabilir, ben göğsünüzün ortasına gelip çöken neyse onu kastediyorum iktidar olarak. Şehvet olabilir, ölüm arzusu olabilir, güç istenci olabilir, kibir olabilir, cehaleti seçmek olabilir, aşk olabilir. Çalışanların gözünün paraya tok olduğu bir dünyada hangi holding ayakta kalabilir, o zaman bir holding neyin üstüne inşa edilir? Sosyalizm hasetle yakından ilişkili olmasa dünyayı yönetirdi veya kapitalizm şehvetle ilişkili olmasa çoktan batardı, tarihe bir de böyle bak. İnsanın derinlerinden gelen ve diğer arzularını saf dışı edip kendi borusunu çalmak isteyen bir kavga. İşte o yüzden lafı daha da uzatmayalım, yeter bu kadar anlayana.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>