korkuluk

“açtım kollarımı, bekliyorum nicedir.”

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

yakın gözlüğü

söylemedikçe çürüyor insan…

bir tanım daha ekleniyor hayata, bir başka hesap daha. bildiği tüm doğrular, düzlemler eğri büğrü oluyor bir anda. aklına gelen saçmasapan şeyler bile, onun yerine anlatsın istiyor, bir anlama gelsin kendi başına; yaprak hışırdaması, rüzgârın durulması, vesaire, vesaire…

insan en çok insandan korkar. insan en çok, insana anlatmaktan. anlattıkça, dengesini bozmaktan…

ama söylemedikçe de çürüyor insan… kanser, verem, böyle böyle oluyor…

Metinler kategorisine gönderildi | 1 yorum

30 yaş

Otuz yaşım hızlı geldi.Şöyle bir yaslasam sırtımı…

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ERİK SATİE/ GYMNOPEDİE 3

Başta mütereddit ve kaybolmuşuz.Bir kumsala varmışız nihayet.Az önce yağmur yağmış.Gökte asılı su zerreleri, gökkuşağı, kara kuşlar.Nihayet.Nihayet derin bir soluk çekmişiz, meğer nasıl da kararmış dünyamız.Korku ve öfkeni bastırmakla geçen zamanlar hep yalanmış, hiç yokmuş.Sen değilmişsin meğer, bastırdığın hep başkasıymış.Yokluğun içinde sevdiklerin bi tek sana ait olan, sen olan.Ve ne garip, kibirden kurtulunca ancak sevgiden ibaret olduğunu görmen, sevgiden ibaret olman, teslim olman.Nihayet bu yağmur sonrası kumsala ermişiz, bir rahatlık.Edeb, her yerde olan güzelliği kendimize ayırdığımız kısımmış, ses verip de ışır gibi, sessizlikten içeri.

Metinler kategorisine gönderildi | 1 yorum

İnşaat Köşeleri

Paslanmış bir annedir bu kuytu inşaat.Birbirini zehirleyen ve kustuklarıyla besleyen, zehirli bir yarasa kardeşliği yaşar burada.Nemli ve karanlık köşelerde variller, yerlerde çiviler, henüz çerçevesi takılmamış, sıvasız tuğla pencereden dünyaya bakmak, karanlık bir mağarada baş aşağı tutunmuş yarasalar gibi zamana asılmış, boşvermiş.İnşaat bir bataklık gibi çeker çocuğu, zamanı ve her şeyi yavaşlatarak, dünyadan beklentilerini eksilterek.Sanki inşaatın çocukları bilirler, bu durgunluk bozulmak zorundadır, hayatları sarsılacaktır.İnşaat köşelerinde bilmem nedir çeken bizi, bazen tinerci bir çocuk, bazen uslu bir öğrenci, bazen bir şeker için bile kandırıldığımız söylenir.Kocaman, karanlık ve yarın içinde mutlu aileler yaşaması umud edilen bu boş, çakıl ve çimento yığılmış uğuldayan koridorlarıyla, kaygan gölgelerin her tehlikeyi sakladığı, pas tutmuş bir annedir inşaat.Evlatlarını yutmak ve zehirlemek için, onları karnında sonsuza kadar dondurmak ve belki buz tutmuş palamutlar gibi öyle kaskatı bekletmek ve üç beş kuruşa satmak için karnına çağırır.Ayartarak çağırır, doyurmak için mi düzüşmek için mi çağırdığı ayırd edilemeyen ahlaksız bir anne gibi.Tinerciler, sapıklar, eroinmanlar, fahişeler, torbacılar, her türlü gizli saklı işin adamı, bir de evet, nedense evet bazı çocuklar onları çağıran her neyse inşaat köşelerinde bulur kendini.Boyasız duvarlara tutunup yarasalar gibi, bilinmez bir emir beklerler, hepsi başka biçimde oraya toplanmış kardeşlerdir.Kimi bali koklamaya, kimi karı sikmeye, kimi ot satmaya, kimi heyecan için, kimi meraktan, kimi güvenli olsun diye gelmiştir.Sonra inşaat belirsiz biçimde kıpırdanır, bunu hiç bir göz göremez, ses çıksa da anlayan çıkmaz, anne işareti verir, yavrular aniden birbirine saldırır, birbirinin kanını emer, birbirini siker, soyar, döver, öldürür, çiviler saplanır, dişler kırılır, kıçlar kanar, paralar el değiştirir.İnşaata niye geldiklerini bile hatırlamıyorlardır, zaman farklı bir hızda akar, dünyanın kuralları dünyada kalmıştır, birden ayılmış gibi sonra yavrular kaçışır, ışığın tonu değişir, sesler ve saat normale döner, o ağır koku tazelenir ferahlar, sanki hiç bir şey olmamıştır.İnşaat, bazılarının paslı annesi, yaşlı ,arsız ve uğursuz bir kadın gibi gülmektedir arkalarından.Sıvası, boyası, kalebodurları tamamlanınca içine girecek mutlu aileler beklemeye başlar inşaat, sanki bir zamanlar toprak demir kan ve ter ve tükürük ve meniyle karılmamıştır .Temizlenir ve çocuklarından kurtulur, o daha fazla çocukların anneliğini üstlenmeyecektir, çocuklarsa artık var olmayan paslı bir annenin yasını tutar.

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ERİK SATİE / GYMNOPEDİE 2

Karanlık kumaşını sessizliğin kesiyorsun, küçük karanlık adamlar biçip sokaklara salarak.Acıyla geziyor adamcıklar, insan olamamışlığın yoğun hüznü, sahibine aşık bir kedinin insan olmayı hüzünle dilemesi gibi.Sokaklarda yürüyor karanlık adamcıklar, biranelerin, hastanelerin, mezarların önünde tükürüp hırsla, insan olmayı dileyerek.Küçük karanlık adamlar insan olmak nedir tam kestiremeseler de özeniyorlar.En çok da güzel bir kızın beline sarılmış bir erkek gördüklerinde insan olmayı diliyorlar.İşte böyle garip bir pinokyo öyküsü.Hüzünlü bir masalın en hüzünlü yanı nedir? Masalın bitmesidir.Masal biter ve hayatın gerçek aydınlığı sizi içine çektikçe o masalın bütün kahramanları birer birer ölmeye başlar, özlersiniz, belki karlar ülkesindeydiniz, erir.Karlar erir, masal biter.Belki en hüzünlü yeri budur masalın.Sonra acının güzelliğe olan duyarlılığımızı artırdığını farkederiz.Her acı biraz daha hayran kılacaktır bizi.

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

atasözü

aksine müdrik oldu, yad bildi aksi gibi.

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ERİK SATİE / GYMNOPEDİE 1

Sessizliği bölerek, keserek, elinizde altın bir makasla şekilden şekile parçalayabilirsiniz.Sessizlik güçlü bir akım halinde her yerdedir, bol bulunur, ücretsizdir.Sessizlik toprak gibidir, her yerde, sıradan, değersiz ve çok değerli.Sanki asıl sorun nasıl karşı koyduğunuzdur, sessizliği nasıl böldüğünüz müziktir, uzun kara kadife bir kumaşı keser gibi notalara basar Satie.Sessizlik her yerde her an bekler, vakti gelince her şeyi ezmek için bekler, müzik onun üstünde yükselse de bir anda yutup yok eder. Satie’nin notaları rahatlıkla ard arda sıralanır.Her biri için düşünülmüştür, her biri ölçülüp biçilmiştir, ne kadar kendiliğinden görünse de.Hayatlarımız da müziğe benzer, önü ve arkası sessizliktir.Satie’nin notaları, her biri karanlık bir sokakta yürüyen zarif ve güzel adamlardır, ısrarla zarif ve güzel.Dudaklarında gevşek bir ıslık, bunu yaparken korkularını bastırmaya çalıştıklarının farkında.Bak, Satie’nin müziği edebi çağrıştırır. Edep nedir diye sorabilirler.Edep, Satie’nin müziğine benzer.Gymnopedie dakikalar içinde biter, sessizlik başlar.Sanki biri iç geçirir gibi, yahut bir hıçkırık sesine benzer şekilde sessizliği bozacaktır, bir hapşırık, bir tıksırma.Sanki müzik tekrar tekrar kafanızda dönmek zorundadır.

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Her varlık benzerine yaklaşır.

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

imamla hasbıhal

ben ne zaman, dedi, bu kafaya gelsem, bir garip oluyorum ismet! gömdüğüm tüm çocuklar ağlamaya başlıyor.

içim, ismet, içim parçalanıyor

Metinler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın