– bazen her şey bir oyunmuş gibi geliyor. ne zaman bitecek diye bekliyorum, bitmiyor da. – oyun olsa da olmasa da her şey zamanı gelince biter. bitmiyorsa, henüz bitmemiştir. – bitmesin. oturur düşünürsün bir gün, sevginin kimyasını, özlemin kaynağını, nesneler arasında kurulabilen tüm bağları. doğanın sırlarını düşünürsün, çekim kuvvetini, enerji birikimini, burçları… evrende olup da kendinde olmayanı, sana imkânsız gelen tüm olağanlıkları… hemen yarın ölme olasılığını, yani, bu olanağı… aklın karışır. sisli düşüncelerden oluşan uzun bir yolun sonunda anlarsın ki yaşıyor olmak, ciddiye alınamayacak kadar ciddi bir durumdur. aksi halde insan delirebilir.
Yorum BırakAy: Mayıs 2009
– yakınlık seni çok korkutuyordu. can havliyle uzaklaştırıyordun kendinden. sonra da neden terk etmek istediğimi soruyordun. çıkmaz bir yola girdiğin her halinden belliydi, kurtuluşunsa terk edilmekten geçiyordu. “terk edilebilir” olmaktan, en azından. – peki neden terk etmedin? – burada olduğumdan emin misin? her cümlenin bir tarihi vardır. her yaşananın, sebebi. bir yerden başlamıştır işte, nereye gideceğinin kararını “bugün” verecektir. sense bugünü çarmıha germek istersin hep. yaşamaktan ziyade, “üzerine konuşmak” tercihindir. zamanı böyle böyle tüketirsin ve hiçbir şey yaşamak zorunda kalmadın sanırsın. keşke ânı, daha yaşanırken geçmişe gömebilseydin. ama işte yaşamak zorunda oldukların, senin payına düşenler yani, peşinde kâbus gibidir. tarihin…
Yorum Bırakümit nihayetinde bir yoksunluk halidir. ileriye yönelik bir beklenti mi yoksa geriye dönük bir hasret mi olduğu bilinmez. bildiğimiz şu an arayış içinde sızladığımızdır. bunu şunun için söylüyorum; ümide böyle bir eksiklik hissi olarak bakınca, gelecek mi geçmiş mi kaynağı diye, bir yoksunluk hali olduğunu iyice farkediyor insan. yoksunluk hissi ise bilinmeyen bir sürprizden çok, elinden kopup gitmiş, artık her nasılsa, kaybedilmiş bir parça olmaya daha yakın. sanki bir zamanlar ümit ettiğin şey senindi, birdiniz, şimdiyse senden koparmışlar.
Tek Yorumkimsenin yüreğine tam uymuyor diye, hep bi’ değiştirme kartı tedirginliğinde sunuyoruz sevgimizi.
Tek Yorumöyle bir şehir ki, üç ömür yaşasan başına hiçbir şey gelmeyebilir.
Yorum BırakYazacak bir şey çıkmıyor bu aralar. dönüp dönüp seni temize çekiyorum.
Yorum BırakEn çaresiz aşk bile bir ümittir. En çaresiz aşk bile başka türlü olabileceğini geçirir içinden.
Yorum Bırakyollara düştüysen eğer sonuna dek yürünecek kararsızlığı geçtikçe korku, peşinden gelecek kim tutar ki ellerinden vakitsiz düştüğün zaman? zaman buzdur ellerinde eridikçe göreceksin.
Yorum Bırak– ben önce bir şeyi isterim, gerçekten isteyip istemediğime daha sonra karar veririm. – hiç gerçekten elde ettiğin oldu mu peki, istediğini? – hiç. asıl hikayenin kime ait olduğunu düşünürsün. kim kahramandır, kim misafir? bu her şeyden önemli hâle gelir senin için. ya düşündüğün gibi değilse? o zaman bunu değiştirmek için yapmayacağın şey yoktur. önce afili isimler ararsın bu çaresizliğine. asillere özgü bir çıkmaz yol, sıradan bir mutluluktan yeğdir her zaman. asıl hikâyeyi kendince asil hikâyeye dönüştürecek bir fikir ararsın. bulamadıkça sıkıntın büyür, bulduğun geçici çözümler de doldurmaz içindeki büyük boşluğu. üşüyüp durursun yalnızlığında. senin hata dediklerin, yaşamın ta kendisidir…
Yorum Bırak– seni yolundan çeviren şeyin ne olduğunu sordum. bir an durakladın. sonra gülümseyerek ellerini uzattın bana. öyle anlamsızdı ki, şaşıramadım bile. – bunları ona da anlattın mı? – o biliyor zaten. kendini zorlarsın. belki yanılıyor olma ihtimaline karşı tekrar gözden geçirirsin olanları. zamana yıllar sonrasından bakabilmeyi istersin, kuşbakışı. bir yere oturtamazsın çektiğin acıyı. birden çok çizgi olabilseydi keşke hayatta, birden çok seçeneği yaşama olanağı. o zaman pişmanlık diye bir şey olmazdı herhalde. hani, kendine bile söylemeye korktuğun o “pişmanlık” ihtimali. öylesine düzgün bir yaşamdır ki aklındaki, her beklenmedik yolda duvarlara çarparsın, soğuk bir şaka olduğunu anlarsın yaşamanın. durup düşünürsün en…
Yorum Bırak