doğru yolda gittiğini sanarken birden bire fark edip sanki birileri seninle beraber yürüyormuş hissine her kapıldığında söylenen o özlü sözler gibi dokunaklı anlamlar çıkarıp anlamsızlığın hileyle de olsa aşıldığı noktada konuşulan konular arasından sana en uygun olan cümleyi izlek alarak bir şeye karar verirsin ya nedense en son aklına gelen ihtimali karşında bulur ondan kaçar gibi başka yollar arar gibi düşünüp durduğun o sessizlikler neden dediğin neden ama sen de bir uçurum kadar özgürlüğü hak edip bir uçurum kadar kendine doğruydun ki bunun hayata dönüşen özneleri olmadığından ne zaman bir önem keşfetsen sonunda bakıyorsun ki nesneleşip diğer tarafta bulduğunda kendini…
Yorum BırakAy: Ocak 2009
– sen gerçeklerden söz ettikçe ben gerçekliğimi yitiriyordum. bu durumdan kurtulmak için ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. – kurtulmak mı? – seni yargılayamazdım. hayatın kontrolden çıktığı an, onun bütünüyle kontrolünde olduğunu sandığın andır. artık etrafında olup biten her şeyin “sen öyle istediğin” için gerçekleştiğini düşünürsün. uçsuz bucaksız bir teslimiyete yelken açmışsındır. varsayımlarında boğulursun. gözünü açtığında karanlığın ortasında bulursun kendini. bu kez her şeyi baştan alır, daha ağır adımlarla, daha düz bir çizgide yürümeye çalışırsın. yol seni “gideceğin” yere götürür. başka bir yere gidemezsin zaten.
Yorum Bıraksiz bir umutsunuz bu kötümser dünyaya. elinizden her şey gelir, siz varsınız, daha ne? el ele tutuşmaya görün, mevsimler değişecek bir anda. göz göze geliniz, siz, ormanlar yeşerecek. inanın kıvılcım gibisiniz, aydınlığınız yeter. sizin baş edemeyeceğiniz bir şey yok bu dünyada. iş ki, “siz” olun, sizsiz kalmasın dünya. sizi anlamayanlar er geç farkına varacaklar. duyacakları pişmanlık, ömür boyu sürecek bir erdem denizinde boğacak onları. onlara bile faydanız dokunacak yani. içiniz elvermeyecek sonuçta. her defasında gülümseyeceksiniz bu güzel tablo karşısında. ve elbette o kadar önemsemeyeceksiniz yaptıklarınızı, bazen uzaktan el sallamakla yetineceksiniz. sizin varlığınız, inanın, hepimizi büyütecek.
Yorum Bırak– hep bir seçim yapmak zorunda olduğumu hissediyordum. oysa sen sürekli, “karar vermek”ten bahsediyordun. bense buna bir türlü anlam veremiyordum. – peki hangisinin daha zor olduğuna karar verdin mi? – bu konuda bir seçim yapmak çok zordu. zaman zaman yönünü değiştiren olaylar yaşarsın. büyük bir dikkatle “asıl” yöne dönmeye çalışırken, bu çabanın, aslında tekrar yön değiştirmene sebep olduğunu fark edersin. o zaman da vardığın yeni noktanın (yeni yönün), ilerlemen gereken asıl yön olduğunu anlarsın (sanırsın). bu da yaşadıklarının ve yönünün aslında senin kontrolünde olmadığı anlamına gelir. bu noktada kontrolü tekrar kazanmak için yapman gereken, öncelikle, yönünü kabullenmek, en azından bir…
2 Yorumbiriktirdim sevdalarını sonbaharın… biriktirdim sevdalarını, sonbaharın deminde sezmiştim yağmura denk gelecek yersiz bir öfke vardı sancıya döndü ansızın umut beklenmedik bir yoldu yine yine yaklaşıyorduk bir yerlere, asi, usul sevgili! seni bekledim diye… “seni bekledim” diyebilmekten geçiyordu gün suskun duvarlar –ki ne olacaktı?– yüzüme bakıp durdular. öyle tenha tanıdım ki hayatı her sokakta her rüyada bağırmak yaşamaktan bizden bir imza bir iz –ikimiz– bir ses olsun istedim fazlasıyla susmuştum, karanlıktı… bir çaba, bir umut için… bir çaba, bir umut, içinden çıkılmaz işti ne zor kazançtı kimi ikimiz bir belki’ye anca yetiyorduk sabrın kanıtlarıydık bir anlamda buluştuğumuz yerler yağmalandı sonra çokça…
Tek Yorum– ilk kez hayallerinden söz ettin. sessizce dinledim. yapmakta olduğun şeyin farkına varıp susacaksın diye ödüm kopuyordu. – bazen “seslendirme”ye ihtiyaç duyar insan. ama sonuçta onlar o ânın hayalleridir. ne söyleyecektiysen, o an söylemeliydin. nasıl yargılayacaktıysan… – yargılamak mı? ben kurtuluşundan bahsediyorum. önünde öyle uzun bir yol vardır ki, her şeyi ölçüp biçmeye, üzerinde uzun uzun düşünmeye, etrafında olan bitenlerle ilgili ufak tefek deneyler yapmaya, hattâ canın sıkıldıkça oyunlar oynamaya alıştırmışsındır kendini. yaşayışında, bir-iki radikal dönüşüm dışında, küçük düzeltmeler ya da güncellemeler olur genellikle. güncelliğini yitirmiş bir kişiliğe sahip olmak seni olduğu kadar, çevrendekileri de sıkar. yani, “başkalarını”… başkalarının senin için…
Yorum Bırakdalga seslerine uyanıp pencereden baktım bir süre. hiçbir şey düşünmedim. gitmem gerekiyordu. nereye gideceğimi düşünmedim. susmayı öğreneceğim bir yere gitmeliydim herhalde. dilini bilmediğim bir yere belki. alışkanlıkları olmayan insanların arasına karışmalıydım. hiçbir şeye alışmamalıydım. aylar önce bu kuytu ilçede, yine bu otel odasında düşündüklerimle bir kıyıya varmıştım. o kıyıda ne kadar durduğumu hatırlamıyorum. belki birkaç hafta, belki birkaç ay. zaman, anlamını yitirmiş olmalı. önemli olan o kıyıda gördüklerimdi. her şeye bütün olarak baktığımda bir sonuca ulaşmıştım. hâttâ daha da ileri gidip, bir “kural” belirlemiştim. bir telaşla bu kuralı sınamak istediğim zamansa işe yaramamıştı. önce yanıldığımı, yanlış bir çıkarıma ulaştığımı düşündüm.…
Yorum Bırak