valizini teslim edip saate bakarsın. 6:30′u gösteriyordur. içini kemiren sessizlikten kurtulmanın zamanıdır. en uzun gece yaşanmıştır. birden ışıklar kararır. “çıt” yok. şüphesiz, oradaki en kutsal varlık sensindir o anda. katıksız bir duygudur bu. artık saklayacak yer de yoktur. teslim olmak gerekir. havaalanının ortasında korkuluk gibi dikilirsin bir süre… “gönder” nice sonra hayata dönersin işte… gözünü açtığında uzaklardan nurhak dağı görünür. ne kadardır uyuyorsun? ne gördün rüyanda? yağmur kümelerine girip çıkarak inişe geçildiği sırada içine tarifsiz bir sıkıntı dolar. nefes alamazsın. sebebiniyse birkaç saat sonra anlayacaksındır… bildiğin tüm maraş türküleri acı yüklüdür zaten. kahramansız bir öykü başlatırsın. zamansız. . . .…
Tek YorumAy: Aralık 2008
onca yıldan sonra, seni çok etkileyen ama bir türlü ne olduğunu hatırlayamadığın rüya ansızın aklına gelir tüm netliğiyle. dip‘lerde gezinirken aradığın yanıtların, bu netleşmeyle yakından ilgili olduğunu fark edersin. öyle ya! neydi o esrarengiz kaçışın anlamı? sebebi neydi peki? hangi rolü üstlenmiştin? nereye ve ne zamana kadar kaçman gerektiğini biliyor muydun? yoksa riskli bir doğaçlama mı planlamıştın? yüzeye ulaşabilmenle kaçışın arasında gerçekten bir bağlantı var mıydı? kaçış boyunca, asıl önemli olan dip‘te olmak mıydı, yoksa yüzeyde olmamak mı? bunların bir kısmına yanıtlar bulduğunu düşünsen de, yanıtların çoğunu, gün ışığında aramak zorundaydın. yani yüzey’de. peki ya rüya? ona daha çok var.
Yorum Bırak“açtım kollarımı, bekliyorum nicedir.”
Yorum Bıraksöylemedikçe çürüyor insan… bir tanım daha ekleniyor hayata, bir başka hesap daha. bildiği tüm doğrular, düzlemler eğri büğrü oluyor bir anda. aklına gelen saçmasapan şeyler bile, onun yerine anlatsın istiyor, bir anlama gelsin kendi başına; yaprak hışırdaması, rüzgârın durulması, vesaire, vesaire… insan en çok insandan korkar. insan en çok, insana anlatmaktan. anlattıkça, dengesini bozmaktan… ama söylemedikçe de çürüyor insan… kanser, verem, böyle böyle oluyor…
Tek Yorum