Başta mütereddit ve kaybolmuşuz. Bir kumsala varmışız nihayet. Az önce yağmur yağmış. Gökte asılı su zerreleri, gökkuşağı, kara kuşlar. Nihayet. Nihayet derin bir soluk çekmişiz, meğer nasıl da kararmış dünyamız. Korku ve öfkeni bastırmakla geçen zamanlar hep yalanmış, hiç yokmuş. Sen değilmişsin meğer, bastırdığın hep başkasıymış. Yokluğun içinde sevdiklerin bi tek sana ait olan, sen olan. Ve ne garip, kibirden kurtulunca ancak sevgiden ibaret olduğunu görmen, sevgiden ibaret olman, teslim olman. Nihayet bu yağmur sonrası kumsala ermişiz, bir rahatlık. Edeb, her yerde olan güzelliği kendimize ayırdığımız kısımmış, ses verip de ışır gibi, sessizlikten içeri.
Tek YorumAy: Kasım 2008
Paslanmış bir annedir bu kuytu inşaat.Birbirini zehirleyen ve kustuklarıyla besleyen, zehirli bir yarasa kardeşliği yaşar burada.Nemli ve karanlık köşelerde variller, yerlerde çiviler, henüz çerçevesi takılmamış, sıvasız tuğla pencereden dünyaya bakmak, karanlık bir mağarada baş aşağı tutunmuş yarasalar gibi zamana asılmış, boşvermiş.İnşaat bir bataklık gibi çeker çocuğu, zamanı ve her şeyi yavaşlatarak, dünyadan beklentilerini eksilterek.Sanki inşaatın çocukları bilirler, bu durgunluk bozulmak zorundadır, hayatları sarsılacaktır.İnşaat köşelerinde bilmem nedir çeken bizi, bazen tinerci bir çocuk, bazen uslu bir öğrenci, bazen bir şeker için bile kandırıldığımız söylenir.Kocaman, karanlık ve yarın içinde mutlu aileler yaşaması umud edilen bu boş, çakıl ve çimento yığılmış uğuldayan koridorlarıyla,…
Yorum BırakKaranlık kumaşını sessizliğin kesiyorsun, küçük karanlık adamlar biçip sokaklara salarak. Acıyla geziyor adamcıklar, insan olamamışlığın yoğun hüznü, sahibine aşık bir kedinin insan olmayı hüzünle dilemesi gibi. Sokaklarda yürüyor karanlık adamcıklar, biranelerin, hastanelerin, mezarların önünde tükürüp hırsla, insan olmayı dileyerek. Küçük karanlık adamlar insan olmak nedir tam kestiremeseler de özeniyorlar. En çok da güzel bir kızın beline sarılmış bir erkek gördüklerinde insan olmayı diliyorlar. İşte böyle garip bir pinokyo öyküsü. Hüzünlü bir masalın en hüzünlü yanı nedir? Masalın bitmesidir. Masal biter ve hayatın gerçek aydınlığı sizi içine çektikçe o masalın bütün kahramanları birer birer ölmeye başlar. Özlersiniz. Belki karlar ülkesindeydiniz… Erir……
Yorum Bırak