İçeriğe geç →

Ay: Temmuz 2008

NELER NELER OLMAK İSTEDİN SEN

Neler neler olmak istedin sen. Bir süper kahraman, büyük bir siyasal lider, bir dahi, gitarist, astronot, orkestra şefi, mevlevi dervişi, yazar, psikiyatrist. Neler neler olmak istedin. Yolun sonunda psikiyatrist olmak düştü payına. Bu herkes tarafından görülen ”gerçek” hayatın. Yollar yürünürken kafanın bir yerinde hep başka hayaller kurdun. Bu yüzden hiç hırslı görünmedin, hep sakin bir insan oldun, gerçek seni buna zorladı. Uysal bir ifadeyle gündelik işleri idare ederken hep içinden bir ah çektin, ah bir bilseydiniz. Neler neler olmak istedin. Dahası hayallerin için hiç gerçek uğraşlar vermedin. Hep korktun sen. Komik duruma düşmekten, kınanmaktan, sonunda utançla hata yaptığını anladığın bir…

Tek Yorum

TERKEDİLMİŞ KARANLIK GEMİLER GİBİYİZ

Terkedilmiş karanlık gemiler gibiyiz ve öylece salıverilmiş denizin ortasına. Hep akıntıdır karşılaştıran bizi ve koparıp uzağa düşüren. Akıntıdır alır götürür, birbirimizin etrafında dolanarak, sokularak, çarpışarak… Ağır ve nedensiz iniltiler bomboş güvertelerde. Her yerde pas ve deniz. Yükler boşaltılmış, tayfalar terketmiş. Sarhoş gemiler, yalnızca yüzdüğü için gemiler hala. Felakete uğramış, sevinç içinde, her kaygıdan kurtulmuş, bir tek hüzün kalmış geriye, tek bir çığlık sesi dahi duyulmadan çarpışarak… İnildeyerek, öncesini ve sonrasını artık merak bile etmeden. Tek bildiği denize kapılıp gitmek. Akıp gitmiş ve ümide gerek kalmamış. Kendine ve diğerlerine ümit beslemeden, ne bir acıma, sessiz ve tek bir çığlığın dahi duyulmadığı…

Yorum Bırak

BU DÜNYADAKİ HER ŞEY AŞKA HAZIRLIKTIR

İçimizdeki iyilik kırıntılarına bakıyorum da; bu dünyadaki her şey aşka hazırlıktır, aşk için ödenen bedeldir, aşka duyulan hasrettir, aşktan eksiktir. Aşk için konuşur, aşk için duyar, aşk için susarız. Gelişimiz ve gidişimiz aşkadır. Aşk için doğduk, aşk yüzünden öleceğiz, aşk içinde. Aşk içinde görür, aşk içinde koklarız, aşkladır bütün dansımız. Bütün derdimiz aşktan, dermanımız aşktır. Aşkla doğar bebek, aşkla doğrulur, aşkla yürür, aşkla büyür. Şiddetle çağıran aşktır, bekleyen aşktır, yüz üstü bırakan aşktır. Aşkı hayal eder, aşkı kaybeder, aşkı buluruz. En çok aşk öğretir, en çok aşk aldatır. En çok güldüren aşktır, en çok ağlatan yine aşktır. En kolay kırılan…

Yorum Bırak

BİR DUVARA MI BENZER KÖTÜLÜK, YOKSA BİR HAYVANA MI?

Bir duvara mı benzer kötülük, yoksa bir hayvana mı? İçlerinde karanlık kuyular olan insanlar var ve kurbanlarının ayağını kaydırıp o kuyulara atmak ve acı çektirmek isteyen ve bundan haz duyan. Bu dünyanın dışından gelmiş gibidir, hiç yağmur yağmayan, hiç ağaç yeşermemiş, sanki bir topun peşine takılıp çocuklar hiç koşmamışlar. Öyle bilmediğimiz bir dünya. Bu dünyaya ait olmayan gözlerle size bakarlar. Bir duvara mı benzer yoksa bir hayvana mı? İnanmak istemezsiniz, acı çektirmekten keyif duyan duvar mı var, hayvan mı var?

Yorum Bırak

YOLLAR SÖYLETİR – 7

This entry is 10'nin 7. kısmı in the series Yollar Söyletir

aydın’dan izmir’e dönüp otobüs firmasının servisiyle alsancak’a geldim. efes otel’in önüne, thy servisine doğru yürüyordum ki bilgisayarımı serviste unuttuğumu fark ettim. hemen fırlayıp firmanın bürosuna girdim. dedim nerdedir şimdi servis? dedi ilk durağı üçyol… ben dedim taksiye atlayıp alıp geleyim. siz de telefon açın bıraksınlar oradaki büroya. valizim de burada kalsın birazdan alırım. atladık taksiye gittik üçyol’a. uğrayan olmamış. telefon açtım tekrar merkeze, oradan servis şoförüyle konuştular. dediler siz nerdesiniz? dedim ben üçkuyular’daki büronuzdayım. dediler birazdan orada olur. (oysaki ben üçkuyular’da değil, üçyol’daydım. kafamdan bir yer uyduruyorum ve duraklar arasında maalesef öyle bir yer var! allah kahretsin!) birazdan bürodakilere diyorum…

Tek Yorum