Ne çok söz söylendi, ne çok kalp kırıldı. Ne çok çiçek açtı, ne çok gün geçti. Ne çok boşluk, ne çok beyhude vakit. Her şeye rağmen iyki sevmişim diyebilmek, iyki sevmişim. Ne güzel aktı ırmak, ne güzel, ferah mavi bir gök oluncaya kadar genişledi göğsüm. Derin bir soluk, rahat ve sessiz. Sarı güneş altında kuşlar uçurduk. Annem, gençliğim, taşıdığım can. Ben bir canım. Tek bir can, tek bir anne, tek bir gençlik, gül kokan. Dört bir yanı sardı gül kokusu ve ben ilk defa aşık olunca anladım büyük bir bütünün küçük bir parçası olduğumu. Kalp hiç onarılmadı. Kırık dökük devam…
Tek YorumAy: Ocak 2008
En kötüsü de, hangi şehri terk etsen, terk edecek “bir”in yok…
Tek YorumGidelim buralardan, buralar berbat. Belki bir temiz dayak yemeliyiz kendimize gelmek, nerede olduğumuzu, nasıl kaçıştığımızı anlamak için, gel, gidelim. Zaman dolalı çok olmuş meğer, durduğumuz kabahatmiş, allah belamızı versin. Gidelim, ağzımızı burnumuzu kıracaklar bak yoksa. Gidelim buralardan, buralar hep özel mülk… Polise ihbar ettim bizi, az sonra gelecekler. Sözümü dinle sen gel, bir an önce gidelim, şimdi çıksak, sabaha, berrak bir yeni güneş. Tertemiz, öncesiz, anısız bir aydınlık. Bir bahane daha uydur, anlamaz kimse. Bir oyun daha belki, sessiz film gibi. Bir insan daha getir aklına önce. Yine kendini anlat, yalanı bol öyküler. Gidelim… Buralar bizim gibi, buralar berbat.
Yorum Bırak