Tabii… Yenik çocuk hırsıdır yeniden canlandıran, koşturan yeniden, yamaçlar arasında. Tabii! Elini bırakacak korkusu bir yandan da, o ilkokul sabahındaki gibi, annene bir öteden hasretle bakar gibi. Tabii… Nedenini bilmezsin bunca ayrılığın, ki bunca uzakken zaten bunca tanımsız, ödünç aldığın nice sesten bir nefeslik kalmışken, tabii, nerden bileceksin sonu nerdedir? Nerede başlamıştır, tabii, nerede cidden? Neyi özlesen, o kadar uzak işte! Neye uzaksan artık yakınmak olur tabii. Anlamazsın, uykudan yeni uyanmış gibi bakarsın, çiçek gibi bakarsın o adını bilmediğin. Bir ses nasıl bakarsa, öyle bakarsın tabii… Tabii ki bütün bunlar eserindir, senin bitmek bilmeyen o öykülerin. Her nereye dokunsan, oradan…
Tek YorumAy: Aralık 2007
Adam gelir, sahilde yakınındaki bir taşa oturur. Saçı başı dağılmış, uzun siyah paltosu var. Cebinden bir şişe şarap çıkarabilir her an. Bunu beklemiyorsun ama olabilir, bir yanın bekler. Kendi kendine konuşmaya başlar, sinirlidir gerçekten. Kıbrıslılar ne yapıyorsun diye sorulunca kendi kendimi gezdiriyorum dermiş. Gendi gendimi gezdiriyom. Öyle işte, kendi kendine halleri biraz gariptir türkçede, deliliğe yakın. Adam kendi kendine konuşadursun, sen başlarsın kendi kendini düşündürmeye. Bu adamın da bir öyküsü var. Hem belki ne öyküdür? Kaldırımda geçen 1-2 yıl, sekiz-beş mesaisiyle geçen onlarca yıldan çok daha renklidir, burası kesin. İyi bir şey olduğundan söylemiyorum. Ne işimiz var betonun üstünde? Kıçımıza…
Yorum Bırakhavada olmak özgürlüktür… avuçlarını dolduran, ruhunu arındıran o rüzgâr ve onun huzur veren uğultusu… beklediğin şeyler ve beklendiğin yerler, önemini yitirir, kısarsın gözlerini… aklından neler geçer… havada olmak özgürlüktür… ayakların yere basmaz, düşüncelerinde mantık aranmaz tabii, havadasındır… geçmişle gelecek arasındasın, yerle gök arasında… havada olmak özgürlük… koca bir okyanusun, tam ortasında… bedenine işlemiş yılların, düşüncelerini yoran bir yığın safsatanın, anıların, heyecanların, kırgınlıkların, uçup gittiği nokta… havada… bilincin, belleğin özgürlüğüdür o, alabildiğine… yere düştüğün zaman, sana neyin çarptığını bile, hatırlamamacasına…
Tek Yorumgideceğimiz yönden habersiz etrafa bakınıp sanki biri çıkacakmış da bizi olmamız gereken yerlerde olduracakmış”ı düşünürken o en olmadık anlarda aklına gelir ya inadına komikliklerle süslenmiş bir macerada önlerde yer aldığını ve birden bire gerilerden gelip üç boy da farkla at yarışları ne komiktir aslında para için yarıştıklarının farkında olsalar bu kadar uğraşırlar mı derken bir gün herkesin sustuğu saatte herkes de benim konuşmamı bekler gibi yüzüme anlamlı anlamlı bakıp senin en çok bu yönünü taktir ediyorum işte ben sanki o yönümün farkında bile olmadan yıllarca nasıl da aldanıp türlü türlü yollarla aklından geçenleri bir bir okuyup ona göre davranabilmek için…
Yorum Bırak
