“ne eat iudex ultra petita partium” talepten fazlasının verilmemesi. vermemeli belki.
Yorum BırakYıl: 2004
kulağımdaki müziğin sesini kısıp düşündüm biraz. sonra sesi geri açtım sonuna kadar. ağzımdan çıkanı kulağım duymasın diye.
Yorum Bırakgittim diye aramıyormuş. gitmeseymişim ararmış. gittiğimden beri de aramıyormuşum. zaten aramadan duramazmışım, gitmeseymişim. ve fakat canım kardeşim, aramadı diye gittiğin, aklına gelmez kimsenin.
Yorum Bırakdüşünden önce gel.
Yorum Bırakders çalışıyorum. bu yüzden gece oturup gündüz uyuyorum. ben uyandığımda herkes yatmış olduğu için sıkılıyorum. sıkıldığım ve acıktığım için yemek yiyorum. kahve yapıp derse oturuyorum. aynı adamların aynı kitaplarını okumaktan sıkılıyorum. sıkıntıdan yemek yiyorum. sonra gidip aynı konularda farklı farklı kitaplar alıyorum. hep aynı konuları okuduğum ve gerçek yaşamla ilgileri olmadığı için…yemek yiyorum. sabah oluyor. uyuyorum. hep aynı şekilde tekrarlandığı için bu daha çok sıkılıyorum. artık bir noktada kirlendiğimi düşünüyorum. arınmak için her sabah hamama gidiyorum. yalnız gitmek istemediğim için her gün birilerini arıyorum. hamama her gün farklı bir hemcinsimle gidiyorum. ben kendimi kirlenmiş, hamamcı ise … görüyor. eve gelip…
Yorum Bırakbana o ne resmi diye sorduğunda gözlerine bakmıştım ve gözleri sanki çığlık atıyormuşçasına ışıldıyordu o anda eliyle de elime dokunmak üzereydi sanki birden neden olduğunu anlayamadığım çocuksu bir heyecan duymuştum benim de gözlerim çığlık olmasa da bir bağırış tasarlıyordu sanırım bir ev dedim bir ev resmi enteresan geldi çektim ben de bilirsin insan enteresan şeyler yapmak ister ya da en azından enteresan şeyler yapıyormuş gibi görünmek öyle bilsin ister başkaları onlar ki aslında bizim nasıl olacağımızın bağlı olduklarıdır hepimiz başkalarımızın izinden ya da enteresanlık olsun diye başkalarımızın izlerine basmadan yürümek istiyoruzdur aslına bakarsan bunun böyle olmasında pek bi enteresanlık yok…
Yorum Bırakben tarator istedikçe haydari getiriyorlar. efendim haydari süzme yoğurttan yapılır. taratorun ise havuçlu ve helvalı olmak üzere iki çeşidi vardır. nereden çıkartıyorsunuz bunu? haftasonu için gelmiştik ama hava şartlarından dolayı vapur seferleri iptal edilince bir haftadır mahsur kaldık bu adada. gerçi şikayet etmemeliyim. işim yok, gücüm yok. kemal abi, kızı, damadı ve ben her akşam geliyoruz bu meyhaneye. adanın tek lokantası olduğu için gelmişken iki kadehte bir şeyler içiyoruz. tam bir haftadır. ve son iki gündür konuşacak konumuz yok. var efendim ne münasebet. sığlaşıyoruz yalnızca. daha havadan sudan şeylerden, günlük hayattan bahsetmeye başlıyoruz. ferda ile metin çocuklarından konuşuyorlar bu akşam.…
Yorum Bıraktarihin en güzel golünü kendi kaleme atmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. zannetme ki farkında değildim rövaşataya kalkarken sırtımı döndüğüm üç direğin benim kalem olduğunun…ve fakat yaptığın orta, tarihe bi not düşmeyi icabettiriyordu. top havada süzülürken uzun uzun düşünme fırsatım olmadı elbette. bi an göz göze geldik, sen topun dibine yaptığın vuruşun ardından dizlerini kırmış rotayı izliyordun, topun düşeceği yerin benim durduğum nokta olduğunu ikimiz de biliyorduk. O an bi göz göze gelmişliğimiz olduğunu inkar edecek değilim şimdi. Gözlerindeki düşkırıklığı idi veya değildi o an yapmam gereken şeyden beni alıkoyan…bunu tespit etmek olanaksız. ama top bana doğru süzülüyordu işte. barajın bana…
Yorum Bırakyaşıyor muyum, ölüyor mu?
Yorum Bırak– top doksandan içeri girmeden önceki son anda geri devrilmek üzere olan ve topa bakan kalecinin gözlerinde asılı kalmış bakış – eee – sürekli öyle bakıyorsun – ama sen de farka gidiyorsun.
Yorum Bırakçöpte hışırdayan poşete bakarsın gereksiz bir merakla, “kedi mi?” diye… poşetin rüzgardan hışırdadığını görürsün sonra, kedi medi yok görünürde. poşet rüzgardan da hışırdıyordur ama, aslında gözden kaçmıştır, kedi de oradadır kaos da buradadır…
Yorum BırakBir çocuk daha doğuyordu o an. Bir adam bir kadına daha aşık oluyordu. Birileri ölmekteydi. Bir ağaç yeniden çiçek açıyordu. Erik reçelinin üstüne bir sinek daha konuyordu.Koşarken kırıldı bir ayakkabının topuğu. Bir vitrin camını indirdi bir ayyaş. Bir sigaranın ucu yandı, korna çaldı bir minibüs, bir soluk daha aldı. O an çok yükseklerde bir jet sessiz süzüldü, gökyüzüne bir çizik daha attı. Çaydanlıkta su kaynamaya başlamıştı. Pencereden yüzüne vurdu ışık. Tam alnının ortasında sıcaklığını duydu. Ansızın bir hayat hikayesi olmadığını farketti. Kimsenin hayat hikayesi yoktur. Ne garip bir düşünceydi hayatınının ana karakterlerinden biri sanmak kendini. Adı konmamış bir hastalıktı bu.…
Yorum Bırak“…sonsuz olasılıklar. her biri başka bir sonuca götürecek, götürürken de hep karşına yine sonsuz olasılıklar çıkaracak bir dizi. her olasılık başka bir yaşama denk düşer. birinde varsındır, bazılarında yok ” dedi emekli coğrafya öğretmeni sofraya yerleşirken. … “sen zeytin ye, bunlardan çok var.”
Yorum Bıraktabiki ben de adam olacağım. önce sınav bir geçsin. sonra askerlik. şu kitabı bir bitireyim hele. kanunlar bir çıksın. sistem otursun. herkes otursun. kış gelsin. birileri mezun olsun, birileri iş bulsun, aşık olsun, evlensin felan filan.. şaraba elma yatırdım, tencere bi soğusun hele. 5 kilo fazlalığı vereyim. sigarayı azaltayım. bir uyanayım mesela, duş alayım. yarışma sonucu açıklansın. hem sonra piyango bileti almıştım, 8 gün var çekilişe. şu şehirden bi çıkayım, şu şehre gireyim. babam dönsün, annem emekli olsun. gizmo horlamasın, ben horlamayayım. hem sahneler yeni açıldı. korkmayayım. ben görmeyeyim. görenleri de görmeyeyim. lale ekmeliyim, lale ekmeliyim. adam olacağım ben de.…
Yorum Bırakhasta da oldum. en son ne zamandı? yakında biri çıkıp “sen artık yumurta yiyemezsin!” de der. der mi der.
Yorum Bırak