İçeriğe geç →

Ay: Aralık 2003

DİP – YEDİ

This entry is 25'nin 7. kısmı in the series Dip

korkularınla baş başa umutsuz ve silahsızsın görüyor herkes içini görüyor çırpınışını soruyor da içten içe ne oluyor? ne olacak? ve kimse sahiplenmiyor düşlerini, nedenini…

Yorum Bırak

DİP – 6

This entry is 25'nin 6. kısmı in the series Dip

– Neden böyle bir karar aldığımı sorduğunda yalnızca gözlerine bakmıştım. “Sen bunu kendi başına anlayabilirsin bence” der gibi. Ve sen bunu kendi başına anlamıştın. – Soruyu soran sendin, anlayan da… – Ne fark eder ki?… Önceleri, bir süre saklanmayı denedim. “Kaçmak” aklımdan bile geçmemişti aslında. En azından, bu konuda kafa yorduğumu hatırlamıyorum. Saklanmak, içinde bulunduğum durum göz önüne alındığında, eğlenceli sayılabilecek bir eylemdi. Zaten “kaçmak”tan en önemli farkı da buradaydı. Saklanmak, bulunma olasılığını içeren bir durumdu. Bulunma beklentisi, temelini oluşturuyordu. Beni buna yönelten nedenleri anlamakta pek zorlanmıyordum o sıralar. En başta, sanatsal, estetik bir tarafı vardı bunun. Ve bu durumu…

Tek Yorum

DİP – 5

This entry is 25'nin 5. kısmı in the series Dip

– Durup dururken gidiyordun bazen. Bazı tahminler yürütsem de, pek bir anlam veremiyordum. Bir şey de söylemiyordun çoğunlukla. Söylediklerinse, anlaşılmaz, saçma şeylerdi. – Durup dururken mi? – Duruyorduk… Alelade bir yorgunluk olmadığını sezmiştim hemen. Hiçbir şeye benzemiyordu bu. En önemli farkı şuydu: Bundan bir şeyler çıkacaktı, doğacaktı, mutlaka! Sanırım, üzerinde ilk etraflıca düşünüşüm buydu. İlk “deneme” için önemli bir saptamaydı. Ama diğer yandan, bu, “saptama” sandığım şey, aslında ileride olacakları, daha doğrusu, ileride düşüneceğim şeyleri yönlendiren (belki saptıran, örgütleyen, hattâ belirleyen), bir gelişmenin başlangıcıydı. Böyle olduğunu düşünüyordum. Ve bu noktadan sonra, büyük ihtimalle, “düşünen” artık şimdiki zamandaki ben olmayacaktım. Yönlendirenin…

Yorum Bırak

DİP – 4

This entry is 25'nin 4. kısmı in the series Dip

– Bu oyunu ilk oynadığımız zamanlar ne kadar acemice davrandığımızı, anlamaya başlamıştım. Sanki kuralları biz belirliyormuşuz gibi bir yanılgı içine düşmüştük. Oysa çoktan kaybolmuştuk bile! – Bunu ilk ne zaman anlamaya başlamıştın? – Zaman… Sondan başa anlatmayı da düşündüm. Bu yöntemle belki gereksiz duygusallıktan, öfkelerden, sevgilerden, kaygılardan, kırılganlıklardan arınabileceğimi sandım. En önemlisi, işin “heyecanı” beni ilgilendirmiyordu artık. Kimseyi de ilgilendirmesin istiyordum. Aslında, kimsenin umurunda olduğunu da düşünmüyordum ama, birilerinin umurunda olduğunu varsayarak bazı şeyleri tartışmak, kabul etmek gerekir ki, daha belirgin kılıyordu. Varsayımsal bir “merak” koyuyordum bilmeceye, nedenime. Ve bu “merak”tan arındırabildiğim zaman, çözüme ulaşamasam bile, çözümü gerçekten istediğime inandırabilirdim,…

Yorum Bırak

DİP – 3

This entry is 25'nin 3. kısmı in the series Dip

– Konuştuklarımızın çoğu göründüğünden önemsiz şeylerdi. Bunu sen de biliyordun zaten. Zaman zaman abartılı çıkışlar yapıyorduk ikimiz de. Ama kaynağına çok sonraları yaklaşabildik. Tam olarak ise, hiçbir zaman çözemeyebilirdik. – Derin içsel patlamalar, diyordun bunlara yanılmıyorsam. – Dip işte! Ben de senden duymuştum ilk… Kaçtığım şeye, nedenime, bir isim verme çabası oluşmuştu bir süre sonra. Kaçışın ilk çarpıcı etkisini, (“atlattıktan sonra” diyemem), sindirdikten sonra. En azından, yaklaşık bir tanımlama isteği. Olmuyordu. İhtimal, olmayacaktı da. Tanımlamak ya da bir isim vermek, yeteneğim dahilinde değildi belki. Cesaretim dahilinde değildi belki. Yetkim dahilinde değildi belki. Hattâ, iyi niyetli bir davranış olmadığı bile savunulabilirdi…

Yorum Bırak

DİP – 2

This entry is 25'nin 2. kısmı in the series Dip

– Konuşmalarımız hakkındaki ayrıntıları unutmaya başladığımızda korktuğumu ya da en azından şüpheyle dolduğumu itiraf etmeliyim. Hattâ (ayrıntı denemez buna herhalde), neyi, hangimizin söylediğini bile karıştırır olmuştuk bir süre sonra. – Senin de fark etmiş olmana yine şaşırmadım. – Yine? (Yine…) Bu sonuca varmam beni biraz rahatlatmıştı. Şaşırtıcı bir durumdu yine. Kaçıp kaçmamaya karar vermek, nedenimin önüne geçmek üzereydi demek ki. Hangisinin daha sıkıntı verici olduğunu düşünmekten kendimi alamadım bir süre. Sonunda, bu ikinci durumu, nedenimin üstüne inşa ettiğimi anladığımda açıklık kazanmıştı her şey. Böyle bir karşılaştırma anlamsızdı, olanaksızdı… İkincil’i yaratan birinci’ydi zaten. Kendi içinde yeni bir tartışma konusu yaratmak üzere…

Yorum Bırak

DİP – 1

This entry is 25'nin 1. kısmı in the series Dip

– Bana bir şey söyle, kendimi affedebileyim. Bir mazeret, bir haksızlık, bir tuzak ya da… – İnanacak mısın peki? – Artık hayır… Kaçıyordum… Kaçmaya karar verme süreci çok bunalımlı olmuştu. Öyle ki, kaçmak zorunda olduğumu hissediş nedenimin önüne geçmişti bu karar. Kaçmalı mıydım, yoksa biraz daha beklemeli ve, denemek değil ama, belki şans eseri bir şeyin olmasını ummalı mıydım?Geceler boyu düşündüm. Düşündükçe daha da derinleşiyordu nedenim, yayılıyordu. Geçmişimi inceledim bir süre. Ummak konusunda umutsuz olduğuma karar verebildim sonunda ve bu ikincil ama en az asılı kadar etkili karmaşayı geride bırakabildim. Kararım kesindi artık: kaçıyordum!

Yorum Bırak