İçeriğe geç →

90+ 2: KIRIK

// Bu yazı 6 parçadan oluşan 90+ tefrikasının 2. parçasıdır //    

Abdurrahman dayı, Antep’in ara sokaklarından birinde, hasır tabureli bi çay bahçesinde dalgın dalgın otururken yanaştı ahşap alçak masaya. “O sandalye benim nazarımda boştur delikanlı. Senden yana da boşsa bi çay da ben içeyim” dedi. İlk kelimesiyle kendime gelip yüzüne baktığımda dikkatimi önce çakır, hafif çekik gözleri çekti. Sonra pırıl pırıl, esmer yörük yüzü. “Buyur dayı” dedim gülümseyerek, “bence de boştur”. Altmışını devirmiş, burnundan üflediği sigara dumanıyla sararmış kır bıyıklarını eliyle düzeltip oturdu yanıma. Bir iki dakika öylece durduktan sonra “çay nasıl” diye girdi lafa. “Çay işte” dedim, “içiyoruz”. “E madem çaydır, ben de içeyim” dedi. Masadaki gazeteye bi göz attı, sigarayı süzdü, sonra bişey demeden başını sokağa çevirdi.

Çayı geldikten sonra yine bişey diyecek oldu, sonra derin bi nefes çekip sokağı süzmeye devam etti. Ben çayın son yudumuna bir sigara daha yakmıştım ki, “Delikanlı” dedi, “aa o oynadığın şey gönlünün kelepçesidir, o parmaanın son boğumu da kilididir onun. Haa, bi de anahtarı vardır, nedir diye sorarsan o da kalptir. Yani diyeceğim kilit de sendedir kelepçe de anahtar da. Eğer ki çıkaramıyorsan, bana sorarsan kurcalama bırak kalsın. Zira belli ki senin anahtarın kırıktır. Çok oynarsan kilidi de sıyırırsın yavrum, canın daha da yanar”.

İnceden gözlerim doldu ama gülümsedim de bi yandan. “Yok dayı” dedim “çıkaracağımdan değil, dalmışım işte”. Yüzükle oynamayı bırakınca, yeniden dalmama fırsat vermeden, gözlerini gazeteye çevirip sırtımı sıvazladı, “Bu kominis gastesi senin mi?” dedi. “Komünist gastesi değil dayı yau” dedim. “Ne bileyim hiç görmedim de ben bunu” dediğinde ben iyiden iyiye gülüyordum.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>